11 Ekim 2013 Cuma

Sabetayist Adnan Oktar çetesi, Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakı kurmak istiyor ve kedicikler konuşuyor.

aylin kocaman
aylin kocaman

[Köşeli parantez içindeki eklemeler Akademi Dergisi tarafından yapılmıştır.]
Adnan Hoca'nın "kedim" diye seslendiği Aylin Kocaman İsrail haber sitelerinden Jerusalem Online sitesine roportaj verdi.
Rachel Avraham tarafından yapılan röportaj "Esad'a karşı Türk-İsrail ittifakının kurulması gerekir" başlığı altında verildi.
Röportajda Aylin Kocaman, Türkiye-İsrail ittifakının Esad için çok büyük bir tehlike arzedeceğinden bahsederek, Suriye için alınması gereken ilk tedbirin, Türkiye liderliğinde oluşturulacak "İslam Barış Gücü" nün ABD ve diğer batılı ülkelerin desteğini de alarak Suriye'ye yardım amaçlı girmesi olduğunu ifade etti. [Asil kadrosunun tamamının Sabetayist Yahudiler ve diğer çift kimlikli kripto Yahudiler olduğunu isim isim ispat ettiğimiz ve nihayet uzunca inkar süresinden sonra, Lider Adnan Oktar'ın da gerçekte bir gizli Yahudi olduğunu itiraf etmek zorunda bıraktığımız bir çetenin... Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin "çete" dediği bir Adnan Oktar çetesinin, bir de İsrail basını ile böyle bir münasebete girmesi, bu kritik zamanda böyle bir gayret içine girmesi çok dikkat çekici değil mi? Bütün bunların yanına, bir de aynı çeteye mensup başka kadınların, mesela yine Sabetayist bir aileden gelen Ayşe Hüma Babuna'nın, başka birisi üzerine kayıtlı bir cep telefonu numarası kullanarak ABD büyükelçilikleri, İsrail numaraları, MİT, Terörle Mücadele Şubesi, İçişleri eski bakanı Abdülkadir Aksu'nun direkt cep numarası ve daha pek çok yerli yabancı kurum ile iletişim halinde bulunduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmiş olduğunu göz önünde bulundurursak her halde neyin ne olduğu, kim saman altından nasıl su yürüttüğü daha net anlaşılabilir.]

Rachel Avraham'in Aylin Kocaman ile yaptığı röportaj üzerine hazırladığı analiz yazısındaki bazı bölümler şöyleydi: 
Rachel Avraham: "Konuğumuz Türkiye’de A9 TV kanalında ve Building Bridges programında yorumcu ve Şark’ül Avsat gazetesi yazarı Aylin Kocaman. Sn. Kocaman’a Suriye meselesini, Ortadoğu’daki bu büyük sorunun nasıl hallolacağını, kimyasal silahlar konusundaki anlaşma ile ilgili yorumlarını ve Suriye meselesinde Türkiye-İsrail ilişkilerini sorduk." [Şark'ül Avsat gazetesi Suudi Vehhabi sermayeli bir gazetedir. Vehhabi Suudlar, ABD'nin BOP projesinde ve son olarak BOP projesinin Suriye ayağında Türkiye'den bile daha büyük hizmetler vermişlerdir CIA'ya...]

Aylin Kocaman: "Suriye’de yaklaşık üç yıldır devam eden büyük bir trajedi yaşanırken tüm bu trajedi içerisinde sadece kimyasal silahlar konusu üzerine odaklanılıyor. Kimyasal silahlar bu büyük krizin sadece bir bölümü. Suriye’de her iki saatte bir insan ölüyor. Büyük bölümü sivil olmak üzere şu ana kadar 100,000 Suriyeli öldürüldü. Öldürülenlerden en az 11,000’i çocuk. İşkence ve tecavüz o kadar sistematik ki artık Suriye’deki günlük hayatın bir parçası haline gelmiş. 2,5 milyon Suriyeli mülteci ülkelerini terk ederken 8 milyon kişi de kendi ülkeleri içerisinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Bu insanlar sadece kimyasal silahlarla değil keskin objeler, farklı silahlar, bomba ve mermilerle de öldürülüyor. Genel olarak bir iç savaştan söz ediyoruz ve bu bir suç. Bu gerçekleri göz ardı edemeyiz.
[Bütün bu cümlelerdeki çarpıtmaların ispatlı cevapları için: www.GercekSuriyeSorunu.blogspot.com adresini inceleyeniz. ]

ABD Rusya ile anlaşmaya vararak Suriye konusundan çekilmeye çalışıyor. Sanırım muhtemel bir savaştan kaçınmaya çalışıyorlar. Sanki Kerry ve Rusya’nın bir şeyler öne sürüp kabul etmesiyle problem çözülmüş gibi. Oysa ki insanlar ölüyor ve kırmızı çizgi çoktan aşılmış durumda. Suriye kendi kimyasal silahını kendisi üretiyor. Kendi bilim insanları, kendi fabrikaları var. Yani Esad kimyasal silahlarını teslim etse bile yeni kimyasal silahlar üretme imkanı var. Bu bir çözüm değil.

TÜRKİYE ASKER GÖNDERSİN 

[Biz niye gönderiyoruz? İsrail göndersin?]
Şu an Suriye’de yaşanan insani krizi çözmenin daha iyi yolları olabilir. Türkiye’nin liderliğinde İslam ülkeleri birliklerini Suriye’ye caydırıcı bir güç olarak göndermeliler. Bu Esad için büyük bir tehdit olacaktır.  ABD ve diğer ülkelerden gelecek güçlerle de desteklenecek olan Müslüman askerler barış gücü misyonu olarak önce insani krizin ortadan kaldırılmasını amaçlayacaktır. Bu mücadelede Müslümanların Esad’ın insan hakları ihlallerine karşı durması önemli; bu şekilde radikal cihad taraftarları sadece Batı’yı karşılarına alamayacaklardır. [ Memuruna maaş veremez hale düşen ve yerli Yahudi sermayesinin bile çoktan ülkeyi terk ettiği ABD'nin, eskisi gibi caydırıcı güç olmadığını iyi bildiklerinden olsa gerek, son bir gayret ile ve İslami söylemler ile bölgede İsrail menfaatleri gözetiliyor. Suriye'ye dair verilen haberlerin tamamına yakını yalan. Esad devlete isyan suçu işlemeyen kimseyi öldürmedi. Öldürmüyor. Afganistan, Irak, Libya, Tunus, Mısır'dan sonra sıra Suriye'nin düşürülmesine ve demokrasi kılıfı ile işgal edilmesine geldi ve Esad buna direniyor. Suriye de düştükten sonra sıra İran ve Türkiye'ye gelecek. İşte demekratikleşirilen(!) Libya'nın hali meydanda. Medya gidip Libya halkı ile de ropörtaj yapsın. Büyük Ortadoğu Projesi bir Büyük İsrail Projesidir ve bu projenin içinde Türkiye'nin güneydoğu toprakları da kalmaktadır. ABD 1980'lerden beri bunu askeri güç kullanımı ile gerçekleştirmek istemiş ama başarılı olamamıştır. Şimdi yeni strateji İslami söylemler ile, bölgedeki satılık hükümetler ile ve basın gücü ile milletleri aldatarak bu hedefe varmaktır. Adnan Oktar çetesinin, bu hedefleri gözeten ABD'deki Evanjelist Hristiyan tarikatının birebir Türkiye uyarlaması olduğunu, Adnan Oktar imzası ile basılan yüzlerce kitabın bu Evanjelist tarikatın iç yayınları olduğunu, Adnan Oktar çetesinin maddi gücünün arkasında İsrail'in ve Evanjelistlerin olduğunu daha önce pek çok kez ispat etmiştik. Bunun detayları için bakınız: www.GercekAdnanOktar.blogspot.com ] 

El-Kaide ile bağlantılı gruplar gittikçe daha büyük bir problem olmaya devam ediyorlar. Bunu ortadan kaldırmak için Amerika savaş davullarını çalmaya başladı, ne var ki nefret radikalleri daha radikal hale getirir. Bu problemi ortadan kaldırmak için makul Müslümanlar Hristiyan ve Yahudilerle bir araya gelmelidir. Amerika Orta Doğu’da varlığını tank ve bombalarla değil verdiği eğitimle hissettirmelidir. Ilımlı Müslümanlarla işbirliği yaparak radikallere yanlış yolda olduklarını Kuran’dan deliller vererek göstermelidirler." [ Dediğimiz gibi zaten ABD'nin tank ve top ile bunu yapabilme gücünün kalmadığının ve bunu onlarca yıldır yapamadığının, en nihayet bütün dünyayı bir operasyon için ayağa kaldırıp Rusya'nın ve Çin'in restini görünce kuyruklarını topladıklarının farkındalar. ]

ESAD'A KARŞI TÜRK-İSRAİL İTTİFAKI
"Türkiye ve İsrail Suriye krizine karşı bir savunma paktı oluşturarak ikili ilişkilerini arttırmalılar. Esad’ın çevresinde oluşan gücü görmesi gerekiyor. İsrail ve Türkiye arasındaki ayrılık Esad’ın elini güçlendiriyor. Bu iki ülke arasında yapılacak bir koalisyon Esad için büyük bir tehdit oluşturacaktır."

Odatv.com

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu güne değin en çok tıklanılanlar