11 Eylül 2011 Pazar

Alparslan Takma adını kullanan Türkeş Sabetayist miydi? Arusiliği Yahudiler mi ele geçirdi?

türkeş
türkeş

ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN BAĞLI OLDUĞU "ARUSİ TARİKATI" Müslüman gözüken Yahudi Tarikatıydı. Şeyh Harun KAN = “Aaron Kanduyati” idi.

Araştırmacı Yazar Soner Yalçın "Beyaz Müslümanların Sırrı Efendi-2" kitabıyla gündemde.. Kitapta inanılmaz iddilar ortaya atılmış… Soner Yalçın kitabının ilk bölümünde Sebatayistlerin müslüman tarikatlara girdiklerini,tarikatlara girerek sebatayist kimliklerini sakladıklarını iddia ediyor.


HARUN HOCA “AARON KANDUYATİ” KİMDİR?


Beyaz Müslümanların Sırrı Efendi-2 kitabında Nakşibendi şeyhi Harun Hoca ilginç yaşam öyküsüyle başlıyor. Meşhur Nakşibendi şeyhi Harun hoca kimdir? Soner Yalçın Harun Hoca’nın kimliği hakkında ilgi çekici bilgiler veriyor… Şimdi sıkı durun Haron Hoca’nın asıl adı Aaron Kanduyati’dir. Aaron Kanduyati İspanya’dan Türkiye’ye göç etmiş Sefarad Yahudisi, 1931 yılında Çanakkale’nin Gelibolu İlçesinde doğuyor, daha sonra Istanbul’a geliyor ve İstanbul’a geldikten sonra müslümanlığı kabul ediyor, Harun adını alıyor. Aaron Kanduyati Müslüman olduktan sonra a Arusi Tarikatı’nın şeyhi Aziz Çınar Efendi’ye bağlanıyor. Musevilikte Aaron adı Hz Musa'nın kardeşinin adı Aaron,dinimizin kitabı Kur’an ı Kerim de ise Harun olarak geçiyor.

Aaron Kanduyati Müslüman olduktan sonra, Aziz Çınar Efendi’ye bağlanıyor ve adını da bu kez, Kur’anı Kerim’de ki Hz. Musa’nın ağabeyinin adı Harun olarak değiştiriyor, sonra kendisi de bir şeyh, Harun Hoca oluyor.

Aaron Kandiyoti, Kasımpaşa Rifai Şeyhi Muhiddin Ensari’nin huzurunda müslüman olduktan sonra,Istanbul’da Arusi Şeyhi Aziz Çınar Efendi’ye bağlandı. Aziz Çınar Efendi müridini hep sevdi, korudu ve kolladı, önünü açtı ve kendisi gibi şeyh olmasını sağladı. Aaron Kandiyoti’nin müslüman olduğu öğrenilince, Sanhedrin konseyi kararı ile sinagogdan atıldı ve Istanbul Müftülüğü’ne başvurup resmen Müslüman oldu ve “Harun Kan” adını aldı.



Soner Yalçın ilginç bir noktaya temas ediyor kitabında,

” Aaron Kandiyoti, müslüman olduktan sonra, teyzesi aracılığıyla Edirne Yahudi cemaatinden Anna’yla Beyoğlu Zülfaris Sinagogu’nda evlendi. Söylenenlere göre Anna’nın ailesi yoksuldu, drahoma (başlık parası) vermemek için kızlarının Harun Hoca’yla evlenmesine izin vermişlerdi.. . Anna Kandiyoti Harun Hoca ile evlendikten sonra dinini değiştirmedi, girdiği bu çevreye uyum için, ‘Handan’ adını kullandı. Ama inancını hiç değiştirmedi.”Harun Hoca’ya müritleri eşinin neden dinini değiştirmediğini sorduklarında,eşinin Yahudilikte ısrar etmesinin önemli olmadığını şu sözlerle anlatmaya çalışıyordu. “Hz Muhammed Efendimiz de, Hayber Kalesi’nde esir alınan Yahudi kızı Safiye’yle evlenmedi mi? Safiye Yahudi akrabalarıyla görüşmeyi sürdürmedi mi? Hatta Yahudi yeğenine mirasının üçte birini vermedi mi?” Müritleri Harun Hoca’ya bu anlattıkları karşısında, Safiye’nin müslüman olduğunu söyledilderinde ise, onun cevabı net oluyordu: “Islam’da zorlama yoktur.”

Müslüman olup “Harun Hoca” adını alan Aaron Kandiyoti’yi Yahudi cemaati dışladı, ailesi ise Israil’e göç etti. Harun Hoca zaman zaman Israil’e ailesini görmeye gidiyordu. Belki de Yahudi cemaatinden dışlanmanın ve ailesinin de uzak bir ülkeye taşınmasının etkisiyle Harun Hoca, kendine Mason Geometri Locası’nda yeni bir çevre yarattı. Müslüman kimliğini almak için gittiği doğum yeri Çanakkale’ye de, bu mason locasının üstad-ı muhteremi götürdü onu. Harun Hoca ilginç bir kişilik, başına kırmızı bir takke giyiyor ve bütün dergahları dolaşıyordu. Dergah olarak kullandığı evinin bir odası, genellikle İstanbul ve İzmir’in zengin aileleriyle dolup taşıyordu. Yemekler kadınlı erkekii yeniliyor, aynı odada zikir yapılıyordu.Bu törenlere bazen şarkıcı Çelik’in annesi de katılıyor, güzel sesiyle ilahiler söylüyordu. Gelmediği zamanlar sesinin olduğu kasetler dinleniyordu. Harun Hoca ile ilgili kitapta anlatılan bir efsane ise son derece ilginç:

“Güya Arusi Şeyhi M. Aziz Çınar vefat ederken, Harun Hoca’ya verilmesi için son icazetini halifesi Celal Efendi’ye bırakmıştı. Fakat Celal Efendi, ‘Yahudi dönmesine icazet mi verilir?’ diyerek vermemişti. Ve o gece Celal Efendi vefat etmişti. Diğer Halife Bahaeddin Efendi korkusundan bu icazeti Harun Hoca’ya ulaştırmıştı! Harun Hoca da bu icazetle Arusi şeyhi olarak tasavvuf aleminde yerini almıştı…Aaron Kandiyoti’nin ‘şeyhliğe’ yükselmesine karşı çıkanların dayanakları Kuranı Kerim’di. Maide Suresi’nin 51. ayetini gerekçe gösteriyorlardı:‘Ey inananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları veliler edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridirler. Sizlerden kim onlan veli yaparsa o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalim toplumu doğru yola itmez.’

Sebataytistlert Mesih gelene kadar, yaşadıkları toplumu müslüman olduklarına inadırmak için Müslüman ismi almış, Müslümanlar gibi dini inaçlarını yerine getirmiş vb ritülleri yapmış gibi davranıyorlardı. Bu görüntü içinde Tarikatlara ,Tekklere-dergahlara gitmek de vardı. Yoksa Yahudi Kabalasına yakın buldukları için mi sufi dergahlarına gidiyorlardı?

Soner Yalçın Efendi kitabının ikinci bölümünde Sebatiyizmin İslami tarikatlarla ilişkisinin araştırmış. Muhafazakar kesim içinde kimler sabetayist? Bu sabetayistler girdikleri tarikatları ve dergahları nasıl etkilediler? Ve Türk siyasetine etkileri ne oldu?“Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı Efendi- 2” adlı kitap, tam 100 yıllık Sabetayizm tartışmasında ilk kez muhafazakar kesimi mercek altına alıyor. Soner yalçın kitabında bu soruların Türkiye’de sorulmadığını iddia ediyor. Soner Yalçın Beyaz Müslümanların Büyük sırrı Efendi 2 kitabında bu sorunun yanıtını verdiğini iddia ediyor.. Sebatayizmin bir Türkiye gerçeği olduğunu amacının insanların inacına karışmak olmadığını altını çizerek belirtiyor.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu güne değin en çok tıklanılanlar